Taksirli İflas

MADDE 162- (1) Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflâsa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması hâlinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Taksirli İflas Suçunun Koruduğu Hukuki Değer

Madde metninde, taksirli iflas suçu tanımlanmıştır. Tacir olmanın gerekli kıl­dığı dikkat ve özenin (Türk Ticaret Kanunu, madde 20, fıkra 2) gösterilmemesi yani objektif özen yükümlülüğünün ihlâli dolayısıyla iflâsa sebebiyet verilmesi hâlinde taksirli iflas söz konusudur.

Suçla korunan hukuki değer alacaklı durumunda bulunan kişilerin malvarlığı haklarıdır.

Taksirli İflas Suçunun Maddi Öğesi

Bu suçun faili, iflâsa tabi bir borçlu yani, tacir olabilir.

Suçun mağduru hakkında iflas kararı verilen kişinin alacaklısı olan ve failin taksirli eylemleri nedeniyle alacaklarını tahsil edemeyen veya edememe tehlikesi ile karşı karşıya kalan kişidir.

Taksirli İflas Suçunun Konusu

Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi suretiyle eksilen ve iflas kararının verilmesine neden olan malvarlığı değerleri suçun maddi konusu­nu oluşturmaktadır.

Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Madde metninde “tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmediğinin hangi eylemlerden anlaşılabileceği, örnekleme yolu ile de olsa sayılmamıştır.

Bununla birlikte İİK’nın 310. maddesinde öngörülen haller:

  1. Zararı için mantıklı sebepler gösteremezse,
  2. Evinin giderleri sınırı aşmışsa,
  3. Kumar yahut soyut şans oyunlarında ve borsa işlemlerinde çok fazla para harcamışsa,
  4. Borcunun, mevcudu ile alacağından çok olduğunu bildiği halde bu vaziyetin­den haberleri olmayan kimselerden önemli miktarda veresiye mal satın yahut borç para almış ise,
  5. Ticaret Kanununun 66. maddesinin birinci fıkrasının 1 ila 3’üncü bentlerinde sayılan defterleri544 hiç veya kanunun emrettiği şekilde tutmamış ise;
  6. Mevcudu ile alacağından çok fazla olan miktar için senetler imza etmiş ise,
  7. İflas takibi sırasında mahkeme, iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından çağrıl­dığı halde geçerli bir mazeret olmaksızın gelmemiş ise,
  8. İşlerini terk ederek kaçmış ise,
  9. Önceki bir konkordato şartlarını ifa etmeden yeniden iflasına hükmolunmuş ise,
  10. 178’inci maddenin son fıkrası545 hükmüne riayet etmeyip de bir sene içinde iflası gerçekleşmişse

Failin, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özen yükümüne aykırı davrandığı söylenebilir. Ancak bu sayılanlar sınırlı sayıda öngörülmüş değildir. Örneklemek amacıyla öngörülmüştür ve sayısı arttırılabilir.

Taksirli İflas Suçunun Hareket ve Neticesi

Hileli iflas suçunda olduğu gibi, kişinin taksirli iflas dolayısıyla cezalandırıla­bilmesi için, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayı­sıyla iflâsa karar verilmiş olması gerekir. Bu nedenle, iflas olgusunun gerçekleşme­si, bu suç açısından da bir objektif cezalandırılabilirle şartı niteliği taşımaktadır.

Hileli iflas suçunda olduğu gibi, taksirli iflas suçunda da suçun oluşması için “zarara uğramış olma” bir öğe olarak öngörülmemiştir. Alacaklıların zarara uğramış olması suçun oluşmasının koşulu değildir.

Suç, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflâsa sebebiyet veren eylemin gerçekleştirilmesiyle tamamlanır. Burada, hileli iflas suçunda olduğu gibi, iflas kararının verilmesinden sonra gerçekleştirilen eylemler söz konusu değildir. İflasa yol açan eylemler, iflas kararından önce yapılmış bu­lunmalı ve iflas ile bu eylemler arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.

Taksirli İflas Suçunun Manevi Öğesi

Taksir, failin, dikkat ve özen yükümüne aykırı davranması nedeniyle neticeyi öngörememesi sonucu, icra veya ihmal şeklinde gerçekleşebilen bir eylemi iradi olarak işlemesidir. Buradaki suç da taksirle işlenebilir. Fail, iflas kararı alınabilece­ğini öngörememekte, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin göstermemekte ve iflasa neden olabilecek eylemleri ihmal ya da icra suretiyle iradi olarak gerçek­leştirmektedir.

Suçun bilinçli taksirle işlenmesi de olanaklıdır. Failin iflas edebileceğini öngörmesi, bunun gerçek­leşmemesini istememesi, ancak tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni gös­termeyerek, objektif özen yükümüne aykırı davranarak iflasa neden olan eylemleri iradi olarak gerçekleştirmesi halinde bilinçli taksirin varlığından söz edilir.

Taksirli İflas Suçunda Etkin Pmanlık

TCK’nın 168/1. madde uyarınca, taksirli iflas suçu tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tama­men gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilecektir.

CMK’nın 2. maddesindeki tanıma göre kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder.

Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygula­nabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.548 Mağdurun kısmen geri verme veya tazmine rıza göstermemesi durumunda failin cezasından etkin pişmanlık hükümleri uyarınca indirim yapılması olanağı yoktur.

Taksirli İflas Suçunun Yaptırımı

Taksirle iflasa yol açan fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis cezası veri­lir. Eğer suç bilinçli taksirle işlenmişse, TCK’mn 22/3. maddesi uyarınca taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

Taksirli iflas halinde TCK’mn 53/1. maddesi hükmüne göre hak yoksunluğu­na hükmedilmez. Ancak, failin 53. maddenin 6. fıkrasına göre belli bir meslek veya sanatın (tacir olmanın) gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayı­sıyla işlenen taksirli suçtan mahkum olması nedeniyle, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu mesleği yapmaktan yasaklanmasına karar verilebilir. Ya­saklama hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazın­dan itibaren işlemeye başlar.

Taksirli iflas suçuna ilişkin hapis cezası, kısa süreli olmaması durumunda dahi, TCK’mn 50/4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz. Bunun yanında diğer tedbirlere hapis cezasının kısa süreli olmaması halinde hükmetmek 50/4. madde uyarınca olanaklı değildir.

Bu durumda hükmolunan tedbir ya da adli para cezasının TCK’mn 51. mad­desi hükmüne göre ertelenme olanağı kalmaz.

Taksirli İflas Suçunda Kovuşturma Ve Görevli Mahkeme

Suçun kovuşturulması şikayet koşuluna bağlı değildir. Soruşturma ve kovuş­turma işlemleri doğrudan doğruya C. Savcılığı tarafından yapılır.

Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10. maddesi uyarınca yargılamayı yapmakla görevli mahkeme sulh ceza mahkemesidir.

CategoryMakaleler
Write a comment:

You must be logged in to post a comment.

logo-footer

      

WhatsApp chat
Hemen Ara!