………… İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

 

 

 

DOSYA NO                     :

 

CEVABA CEVAP

VEREN DAVACI              :

 

VEKİLİ                           :

 

DAVALI                          :

 

VEKİLİ                           :

 

KONU                            : Davalı tarafın cevaplarına karşı cevaplarımızın  ve davanın esasına   ilişkin beyanlarımızın sunulmasıdır.

 

AÇIKLAMALAR              : Dava konusu taleplerimizin ve özellikle de kötüniyet tazminatı talebimizin ne kadar haklı bir talep olduğunun anlaşılabilmesi için: a-) müvekkilim ile birlikte 60 işçinin iş sözleşmeleri feshedilme sürecini, b-) burada işverenin eylemlerinin iş hukuku ve hukukun temel kavramları anlamında kötüniyet sayılıp, sayılamayacağını ve c-) davalı işverenin fesihlerin tek nedeni olarak göstermiş ve davamıza verilen cevaplarda da göstermekte olduğu ekonomik krizden etkilenip-etkilenmediğini ;  değerlendirmek ve irdelemek gerekmektedir.

 

A – MÜVEKKİLİMLE BİRLİKTE TOPLAM 60 İŞÇİNİN  İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHEDİLMESİ SÜRECİ – BU FESİHLERİN KÖTÜNİYETLİ OLUP – OLMADIĞI

 

Davalı işveren tarafından,  toplu iş sözleşmesi uyarınca yapılması gereken ikinci yıl zamlarının yürürlüğe girmesine 10 gün kadar bir süre kala işçilere ve üyesi oldukları T.İ.S tarafı olan ………. Sendikasına, “T.İ.S’e uymayacağı ve 1 yıl boyunca işçilere sıfır zam vereceği, isteyenin bu şartlarda çalışmaya devam edebileceği, kabul etmeyenlerin ise iş sözleşmelerinin feshedileceğibildirilmiştir.

 

Taraflar arasında bu konu bir haftadan biraz daha uzun bir süre görüşülmüş, davalı işveren bu istemlerinde ısrar edince sendika tarafından kendisine ” işyerinde ekonomik kriz yaşanmadığını çok iyi bildikleri ancak buna rağmen bilmedikleri bazı hususlar varsa ve işveren tarafı gerçekten de zor durumda ise, T.İ.S uyarınca ücretlerde yapılacak artışlar 6 aylık dönemler halinde yapılacağı için, imzalanmış olan  T.İ.S’ e de uygun olarak 6 ay için, ve ancak ve ancak hiçbir işçinin iş sözleşmesinin feshedilmemesi şartıyla bu talebi kabul edebilecekleri” bildirilmiştir.

 

Bunun üzerine davalı işveren 60 işçinin iş sözleşmesini, derhal, ../../…. günü feshetmiştir.

 

Bunun üzerine, işçiler tarafından, fabrika önünde işe geri alınabilmek için tüm soğuk havaya ve yağan kara rağmen uzun süren bir bekleyiş başlamıştır. Başka bir ifade ile davalı işverenin deyimi ile; “işçiler işlerinin değerini ve haklarında ısrar etmemeleri gerektiğini anlamışlardır.”  Ya da bizim deyimimizle; “ciddi işsizlik sorunu ve istihdam krizi yaşanmakta olan ülkemizde çalışma yaşamında her zaman olduğu gibi işsiz kalma ve işten çıkartılıp, geçimini sağlayamayacak bir duruma düşürülme gücü ve silahı, davalı işveren tarafından kullanılmış; etkin olmayan bir işsizlik sigortası sistemi ve bir türlü yasalaşamayan iş güvencesi ile birlikte bu güç yine işe yaramıştır.”

 

İşsiz ve kış döneminde çok zor durumda kalan işçiler, işveren tarafından yapılacak bütün teklifleri kabul edecek duruma gelmişlerdir. Davalı işveren ise en kalifiye elemanlarını sırf istemlerini kabul ettirebilmek adına çıkarttığı için ve işyerinde iddia olunanın aksine bir ekonomik sıkıntı da yaşanmadığı ve üretime aynı şekilde ve hatta artan kapasitede devam olunduğu için çok zor durumda kaldığını anlamıştır. (Hatta yargılama aşamasında delilleriyle ortaya konduğunda görülecektir ki, bu fesihlerden hemen önce davalı işveren ……… A.Ş tarihinde hiç alınmadığı oranlarda hammadde alımı yapmış ve tüm depoları dolu hale gelmiştir.)

 

Bunun üzerine davalı işveren ile işçi sendikası arasında ../../…. tarihli protokol imzalanmıştır. Bu protokol ile T.İ.S ‘nin ücret artışlarına ilişkin (D.İ.E.TÜFE Genel endeksi artış oranında artış yapılır) hükmü işçiler aleyhine değiştirilmiştir. Başka bir ifade ile işveren isteklerini işçi tarafına kabul ettirmeyi başarmıştır. Ancak bu kabul ettirme tam da davalı işverenin istemi gibi olmamıştır. İşveren zor durumda kaldığı için işçilerin aylık ücretlerine 50.000.000-TL zam yapmayı kabul etmek zorunda kalmıştır. İşte bu nedenledir ki; davalı vekilinin cevap dilekçesinin 4. Maddesinde yer alan müvekkil şirket 60 işçinin sözleşmelerinin feshedilmesinden hemen sonra sendikanın maliyetlerin düşürülmesi yönünde teklifte bulunması sonucu bir kısım işçilerin geri alınması durumu söz konusu olabileceğinden kıdem ve ihbar tazminatları sendikayla imzalanan protokol sonrasına bırakılmıştır” şeklindeki beyanlarının anlamı şudur ki: “işveren istediği şartları kabul ettirme ihtimaline karşılık kıdem ve ihbar tazminatlarını ödememiş, bu şartlar kabul edilince zaten ihtiyaçları olan işçileri geri alacağı için bu görüşmelerin sonucunu beklemiştir”

 

Burada davalı vekili tarafından, sendikanın işçi ücretlerinin düşürülmesi yönünde teklifte bulunduğu iddia olunmaktadır ki; bu beyanlar her şeyden önce hayatın olağan akışına ve sendikanın ve sendikalaşmanın amacına son derece aykırıdır. Bu beyanların gerçeği yansıtmayı son derece açıktır. Mahkemenize sunmuş olduğumuz gazete kupüründen de anlaşılacağı üzere, ki bu gazete iş sözleşmelerin feshedildiği günün hemen ertesi günü olan ../../…. tarihlidir, bir yıl boyunca ücret zammı yapılmaması yönündeki teklifler işverenden gelmiştir ve kabul görmediği için 60 işçinin iş sözleşmesi hemen feshedilmiştir. İşte bu nedenledir ki, söz konusu fesihler ekonomik kriz nedeniyle değil, T.İ.S. ‘ne uymamak amacıyla bilinçli olarak yapılmıştır. Bu nedenle de sendikal tazminat veya S.K. m. 31 anlamında bu talebimiz uygun görülmezse, kötü niyet açık olduğundan kötü niyet tazminatı talebimiz son derece haklı bir taleptir. İşveren açık bir şekilde kanunen kendisine tanınmış olan fesih hakkını; sözleşme uyarınca asıl edimi olan ücret ödeme edimini kendi istekleri doğrultusunda ve T.İ.S’ni hiçe sayarak belirleyebilmek ve bu konuda işçi tarafını zorlamak amacıyla kötüye kullanmıştır. İşte bu nedenle söz konusu fesihlerin bir hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği konusunda, dava konusu edilen uyuşmazlık bakımından şüpheye yer yoktur.

 

 

Bu protokolün imzalanması üzerine davalı işveren zaten acil ihtiyacı olan işçileri geri işe almış; ancak İsteklerini tam olarak kabul ettirememiş olduğu için ve sözde gücünü ve etkisini göstermek amacıyla verilen sözde durmayarak müvekkilimin de içinde bulunduğu 20 işçiyi işe geri almamıştır. Dava konusu edilen talepler açısından önemli olan fesihlerin ne surette yapılmış olduğudur. 27.12.2001 günü müvekkilimin iş sözleşmesi, kendisi ile birlikte 60 işçinin iş sözleşmesinin yukarıda açıklanan şekliyle feshedilmesi sonucu sona ermiştir. Davalı vekilinin de belirttiği gibi bu fesih İş K. m. 13 uyarınca yapılmış ancak söz konusu ihbar önelleri verilmeksizin yapılmış olan bir fesihtir. Bu durumda davalı işverene yasada tanınan hak; iş sözleşmelerinin bu sürelere ilişkin ücretin peşin ödenmesi suretiyle feshedilmesidir. İşte burada davalı tarafından, taraflar arasında protokol imzalanması olasılığına ve davalı işverenin isteklerinin işçi tarafınca kabul edilmesi olasılığına karşılık ihbar önellerine ilişkin ücretin ödenmediği beyan edilmektedir. Sırf bu beyanlar bile davalı işverenin bu fesihlerdeki niyetini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

Nitekim burada davalı işveren İş. Kan. M. 24/son ” İşlerine son verilen işçilerin sayısı 10 ve daha fazla olduğu takdirde işveren, yeni bir işe yerleştirilebilmeleri için, bunların isimlerini ve niteliklerini çıkarma tarihinden en az bir ay önce ilgili İş ve İşçi Bulma Kurumu örgütüne bildirmek zorundadır.” ve 2821 say. Sen. Kan. M. 62 ” İşveren, işe aldığı veya herhangi bir nedenle hizmet akti sona eren işçileri, izleyen ayın 15 ine kadar aylık bildirimlerle işyerinin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğüne ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirmek zorundadır.” şeklindeki hükümlere bu nedenle uyamamıştır. Gelecek müzekkere cevaplarından bu hükümlere uyulmamış olduğu da açık bir şekilde ortaya çıkacaktır.

 

B – DAVALI İŞVERENİN EKONOMİK KRİZDEN ETKİLENİP-ETKİLENMEDİĞİ

 

Burada hemen belirtmek gerekir ki; bu Toplu İş Sözleşmesi ../../…. tarihli anlaşma tutanağına istinaden imzalanmış olup, anlaşmaya varıldığı ve imzalandığı tarih itibariyle Türk Ekonomisi için geçerli olan o büyük kriz zaten olup, geçmiş durumdadır. Başka bir ifade ile davalı işveren için ortada öngörülemeyen bir durum yoktur. Tam aksine bu sözleşme, olup geçmiş olan krizin etkileri altında ve krizin hemen ardından yapılmış olmakla en kötümser tablo göz önüne alınarak ve işçi tarafın istekleri asgaride tutularak imzalanmıştır. O günden, iş sözleşmelerinin feshedildiği ana kadar, Türk ekonomisinde öngörülemeyen kötüye gidiş olmamış, tam aksine, kısmi de olsa iyileşmeler sağlanmıştır. Dolayısıyla burada ülkedeki ekonomik krizi bahane etmek olanaksızdır.

 

İşletmenin kendi ekonomik durumunun sebep olarak gösterilmesi ise; aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı ve yargılama esnasında toplanacak delillerle ve müzekkere cevaplarıyla ortaya çıkacağı üzere mümkün değildir. Davalı işverenin, T.İ.S uyarınca yapılacak ücret ve sosyal haklardaki artışların yürürlüğe girmesinden hemen öncesinde 60 işçinin iş sözleşmesini ( kapsam dışı personel hariç toplam 110 işçinin yarısından fazlasının ) feshetmek zorunda kalacağı kadar ağır bir ekonomik krize düşmüş olması ; sonrasında ise talep ettiği ve isteği şartları zorla kabul ettirmesi sonrasında birdenbire 40 işçiyi geri alabilecek kadar krizden kurtulması son derece dikkat çekicidir. Davalı işverenin ekonomik durumu iyileşme süreci içerisinde iken bu fesihlerin yapılmış olması ise; işverenin asıl amacını (T.İ.S’ ni uygulatmamak ve 60 işçinin iş sözleşmesini feshederek ve işsiz kalma tehdidini kullanarak işçi sendikasını bir protokol’ e zorlamak) açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İşletmenin ekonomik kriz içerisine düşmüş olması davalı işveren tarafından, söz konusu fesihlerin tek haklı nedeni olarak gösterilmekte ve iddia olunmaktadır. Bu durumda davalının ekonomik kriz içerisine düşmüş olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak her ne kadar bu hususun davalı tarafından ispatlanması gerekmekte ise de; mevcut ve yerleşmiş içtihatlar göz önünde bulundurularak, davalı şirketin ekonomik kriz içerisine düşüp, düşmediğinin anlaşılabilmesi ve gerçeğin ortaya çıkması amacıyla;

 

a-) Gümrükler Baş Müdürlüğünden, ….. ve …… Limanlarından ve …… Demir Çelik Fabrikasından gelecek müzekkere cevaplarıyla karşılaştırmak üzere; Davalı şirketin fesihlerden önceki son iki yıllık (2000 ve 2001 yılları) hammadde girişi, mamul çıkışı ve stok durumunu gösterir bilanço, bütçe ve diğer kayıtlarının incelenmesi, işyerine girip çıkmakta olan hammadde ve mamulleri taşımakta olan araçların giriş ve çıkış irsaliyelerinin getirtilerek incelenmesi;

 

b-) Davalının hammadde almakta olduğu, ….. Demir Çelik Fabrikalarına müzekkere yazılarak fesihlerden önceki son iki yıllık (2000 ve 2001 yılları) hammadde alım miktarlarının ayrıntılı olarak gönderilmesinin istenmesi ve …… Demir Çelik Fabrikalarının galvaniz üretimine deneme üretimi süresi belirlenmek şartıyla ne zaman geçmiş olduğunun bildirilmesinin istenmesi)

 

c-) Ankara Gümrükler Baş Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak ….. ve ………’ de yer alan Davalı ……. Fabrikalarından fesihlerden önceki son iki yıl içinde (2000 – 2001 yılları tamamı) yapılan tüm ithalat ve ihracat kayıtlarının istenmesi ve yine aynı konuda …… ve …….. Liman Müdürlüklerine müzekkere yazılması

 

d-) Bölge Çalışma Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ../../….. tarihinde gerçekleşmiş olan fesihlerin müdürlüğe bildirilip-bildirilmediğinin; bildirildi ise bu bildirimlerin ne zaman yapılmış olduğu konusunun sorulması

 

e-) İş ve İşçi Bulma Kurumuna müzekkere yazılarak, davacıların iş sözleşmelerinin feshedildiğinin Kuruma bildirilip bildirilmediği; bildirildi ise bu bildirimin ne zaman yapıldığının sorulması gerekecektir.

 

Ancak tüm bu incelemeler yapıldığında, davalının tek neden olarak gösterdiği ekonomik kriz içerisine düşme olgusunun doğru olup, olmadığı ve gerçek nedenin ne olduğu anlaşılacaktır.  Tek neden olarak gösterilen ekonomik nedenin doğru olmadığının ortaya çıkması olgusu, fesihlerin T.İ.S. uyarınca yapılacak olan artışlardan hemen önce yapılmış olması ile birlikte değerlendirildiğinde; sendikal tazminat veya kötü niyet tazminatı talebimizin ne kadar haklı bir talep olduğu açıkça ortaya çıkacaktır.

 

Buradan davalının cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu diğer hususların cevaplandırılmasına geçiyoruz.

 

Her şeyden önce, ücretlerde %27.4 oranında artış yapılması gerektiği konusu bizim iddiamız olmayıp; davacı işçinin üyesi olduğu yetkili …….. Sendikası İle davalı işveren …… A.Ş. arasındaki imzalanmış olan İşletme T.İ.S’ nin bir hükmüdür.  Toplu İş Sözleşmesi ise; hizmet akdinin yapılması, muhtevası ve sona ermesi ile ilgili hükümleri ve işyerindeki diğer çalışma şartlarını düzenleyen, yine taraflarca yapılan, taraflar açısından bağlayıcı olan ve hatta normatif hükümleri açısından yasa gibi objektif hukuk kuralı niteliği taşıyan; iş hukukuna özgü ve en önemli hukuk kaynaklarındandır

 

Tarafların karşılıklı anlaşmayla T.İ.S’ nin bazı hükümlerini değiştirebilecekleri, artık hukukumuzda da kabul edilmekte olan bir olgudur. Ancak yetkili işçi sendikası ile işveren tarafı arasında yapılan bu şekildeki protokoller ancak ve ancak geçmişe etkili olmamak ve kazanılmış haklara halel getirmemek koşuluyla geçerli kabul edilebilirler.  Müvekkilimizin iş sözleşmesi ise ../../…. tarihinde feshedilmiş olup; tazminat alacakları asıl olarak bu tarih itibariyle tahakkuk etmiş olan alacaklardır. İş bu nedenle ../../…. tarihinde yapılmış olan protokol hükümlerinin müvekkilimiz davacı işçiyi, olumsuz etkilemesi hukuken mümkün değildir. Aksi halde ise; söz konusu protokol imza tarihinden öncesi için de etkili olabilecek şekilde yapılmış ise; o zaman tüm protokolün hükümsüzlüğünden söz etmek gerekecektir.

 

Kıdem tazminatına ne zamandan itibaren faiz işletileceği ve faiz oranın ne şeklide olacağı  İş yasası m. 14 ve 29/07/1983 tarihli  2869 sayılı yasanın 3. maddesi ile emredici bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu şekilde yasa hükmü ile düzenlenmiş ve vadesi belli borçlarda davalı tarafın ayrıca temerrüde düşürülmesi gerektiği yönündeki iddialarını kabul etmek mümkün değildir.

 

İSTEM SONUCU             :

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, öncelikle davalının ekonomik kriz içerisine düşüp düşmediği hususunun yukarıda belirtilen deliller ile incelenmesine ve açıklığa kavuşturulmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız  saklı  kalmak kaydıyla, fark Sendikal Tazminat, veya Kötüniyet Tazminatı veya mahkemece uygun görülmezse İhbar Tazminatının ve fark kıdem tazminatının (iş sözleşmesinin feshi anından itibaren en yüksek mevduat faizi ile birlikte) tüm fer’ileri ile birlikte ödettirilmesine; yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 4667 Sayılı Kanunla değişik 164/son fıkrası uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin Avukat olarak adımıza hükmedilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. ../../….

DAVACI VEKİLİ

 

CategoryGenel
logo-footer

      

WhatsApp chat
Hemen Ara!