KAST

MADDE 21- (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni ta­nımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâlinde, olası kast vardır. Bu hâlde, ağırlaşmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.

KAST AÇIKLAMA

Suç sayılan bir eylem nedeniyle kişinin cezalandırılabilmesi, kural olarak kas­tının varlığına bağlıdır. Ancak, suç tanımında eylemin taksirle işlendiğinde de ceza­landırılabilmesi öngörülmüş olabilir. YTCK’nın 21. maddesinde kast, “suçun kanu­ni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” biçiminde tanımlanmıştır. Kast, bir eylemin yalnızca sonucunun değil, suçun kanuni tanımın­daki öğelerin öngörülmesi ve istenmesidir.

Bilme: Failin kasten hareket etmiş olması için, suç tanımında öngörülen bütün öğeleri öngörmüş, bilmiş olması gerekir. Bu öğeler suçun basit şekline ilişkin olabi­leceği gibi, nitelikli haline ilişkin de olabilir. Bu öğeler tanımlanabilir ve değerlen­dirilebilir nitelikte olmalıdır. Ancak tanımlanabilir ve değerlendirilebilir nitelikteki bilginin tamı tamına eksiksiz bir bilgi olması gerekmez. Genel sınırları ile orta de­recede bir bilgi yeterlidir. Resmi belgede sahtecilik suçunda, sahteciliğe konu bel­genin, kendisine değer verilen bir belge olduğunun bilinmesi gibi. Bu belgenin resmi belge olduğunun da bilinmesi gerekmez.

Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî öğelerin bilerek ve istenerek gerçek­leştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur. Suç tanımında yer almakla birlikte, fiilin ifade ettiği haksızlık üzerinde etkili olmayan koşulların (bireysel cezasızlık veya cezada indirim yapılmasını gerektiren kişisel nedenler) gerçekleştiğinin bilinip bilinmemesi, kastın varlığı açısından önem taşımamaktadır. Örneğin objektif cezalandırılabilme koşulunun arandığı suçlarda bu koşulun veya şahsî cezasızlık nede­ninin fail tarafından bilinmesi gerekmez.

İsteme: Suçun öğelerinin bilinmiş olması aynı zamanda bunların gerçekleştirilme­sinin istenmiş olması anlamına gelmez. Bu nedenle kastın varlığı için, “bilme”nin yanı sıra “isteme” öğesinin de gerçekleşmiş olması gereklidir. Ancak bu isteme kişinin özgür iradesine dayanmalıdır. Cebir ve tehdit kullanılmak suretiyle bir suç eylemini işlemek zorunda kalan kişinin özgür irade ile hareket ettiğinden söz edilemeyeceği ve suçun iş­lenmesi yönündeki iradenin cebir ve tehdit etkisiyle oluşması nedeniyle, hukuk düzeni­nin bu eylemi cezalandırması olanaklı değildir.5 Nitekim, bu düşünceyi doğrulayan ve özgür olmayan irade ile işlenen suçların cezalandınlamayacağını öngören YTCK’nm 28. maddesi hükmüne göre “karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.”

Doğrudan Kast: Failin gerçekleştirmeyi düşündüğü suç oluşturan eylemi, sonuç­larını bilerek ve isteyerek işlemesidir. Suç olarak tanımlanmış olan belli bir eylemin işlenmesinin kararlaştırılması ve bu eylemin günlük hayat deneyimlerine göre mutlak surette yol açacağı sonuçlan öngörülmüş olması halinde doğrudan kastın varlığından söz edilir. Belli bir sonucun gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak işlenen eylemin diğer bazı sonuçlan da meydana getireceği muhakkak ise, failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir. Pencere camına taş atan kimsenin, camın arkasındaki kişiyi yaralamak amacıyla hareket etse bile camın kırılması muhak­kak olduğundan mala zarar vemıe suçunu da doğrudan kastla işlemesinde olduğu gibi.

Olası Kast: Madde metninde doğrudan kasttan ayrı olarak olası kast da tanım­lanmıştır.

Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan öğelerden birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail öğelerin meydana gelmesini kabullenmektedir.

Örneğin, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin YTCK’nın 257. maddesi “(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişi­lere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile ceza-landırılır.”hükmünü öngörür. Burada kamu zararının ya da kişisel mağduriyetin meydana gelip gelmemesinin kastın “bilerek işleme” öğesinin gerçekleşip gerçekleşmemesine etkisi yoktur. Ey­lem kasten işlenmiştir. Zarar ya da mağduriyet sonucunun doğması ya da doğmaması, bunların objektif cezalandırılabilirle koşulu olması ve işlenen eylemin haksızlık içeriği üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmaması nedeniyle kastın varlığına etkili değildir.

Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik olarak işlenen eylemin, diğer bazı so­nuçların oluşumuna neden olacağı öngörülmekle birlikte, “olursa olsun” düşüncesi ve meydana gelecek sonucun kabullenilmesi suretiyle hareket edilmesi durumunda failin ikincil nitelikteki sonuçlar açısından”olası kastınm varlığından söz edilebilir.

Örneğin, Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kır­mızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister. Ancak kendilerine yeşil ışık yanan ve trafikte güven ilkesine göre kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden birilerinin geçtiğini gör­müş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış (yavaşlamamış) ve yoluna (olursa olsun düşüncesi ile) devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabul­lenmiştir.

Kalabalık içinde bulunan bir kişiyi öldürmek amacıyla iki el ateş edip ikinci merminin bu kişiye isabet yerine yanındaki kişiyi yaralaması veya öldürmesi halin­de failin ikinci sonuç açısından olası kastla hareket ettiği kabul edilebilir. Bunun yanında hedeflediği kişi yerine yanındaki isabet alıp ölmüş ya da yaralanmış ise, yine durum aynıdır. Fail, bu kişiye ilişkin sonuç açısından olası kastla hareket et­miş, bir ya da birden fazla kişinin isabet alabileceğini öngörmüş, bununla birlikte sonucu kabullenerek eylemi gerçekleştirmiştir. Ancak burada failin, hedeflediği kişi açısından öldürmeye kalkışma, diğer kişi açısından olası kastla yaralama ya da öl­dürme eyleminden sorumlu tutulması gereklidir.

Olası kastın varlığı halinde, işlenmesi kararlaştırılan eylemin sonucu öngörül­müş, gerçekleşmesi olası kabul edilmiş, buna rağmen, sonucun gerçekleşmesi ola­yın seyrine bırakılmış ve aksi yönde fail tarafından bir çaba harcanmamıştır.

Suçun olası kastla işlenmesi durumunda temel cezada indirim yapılması öngö­rülmüştür.

Olası kastla işlenebilen eylemde teşebbüs: Failin, yaptığı hareketin olası so­nucunu öngörmesine rağmen işlemeye devam edip, sonucun gerçekleşmemesi ha­linde teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Bir görüşe göre olası kastın varlığını eylemin sonucu belirler. Fail, gerçekleşen sonuçtan so­rumludur. Bir diğer görüş ise, aksi yöndedir. Bu görüşe göre olası kastla işlenebi­len bir eyleme teşebbüs olanaklıdır. Kanaatimizce, olası kastla işlenebilecek bir eylemde, teşebbüs hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Çünkü, failin işlenmesi kararlaştırılan eylemin sonucu öngörmüş olması, gerçekleşmesini olası kabul etmesi buna rağmen, eylemini gerçekleştirmeye devam etmesi ve sonucun meydana gelmemesine karşılık teşebbüsten dolayı sorumlu tutulması sorumlu­luk alanının katlanılamayacak surette genişletilmesi sonucunu doğuracaktır.

Özel kast: Yasal suç tarifinde gerek suçun temel şekli ve gerekse nitelikli hali için “amaç”, bir öğe olarak kabul edilmiş olabilir. Amaç ise, kasttan önce gelen ve kastı hazırlayan düşünce olarak tanımlanabilir. Suçun, ancak belli bir amaçla iş­lenmesi koşuluyla tamamlanmasının öngörüldüğü hallerde “özel kast” vardır. Ey­lemin suç tipinde öngörülen amaçla gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu amacın gerçek­leşmiş olması aranmaz.

Özel kast, maddi öğeleri aynı olan suçları ya da suçun temel ve nitelikli hallerini birbirinden ayırır. Örneğin, dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla (YTCK m. 159) veya hırsızlığın bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla (YTCK m. 144) işlenmesi durumunda faile daha az ya da hürriyetten yoksun bırakma suçunun cinsel amaçla işlenmesi durumunda (YTCK m. 109/5) daha fazla ceza verilmesi söz konusu olacaktır. Bunun yanında yağma suçunun, kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla işlenmiş olması, (YTCK m. 150) ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirecek, suçun niteliği değişecektir. Maddi öğeleri birbirinden ayıran ve daha ağır ya da hafif cezalar verilmesini gerektiren bu kavramın adı “özel kast’tır.

CategoryMakaleler
Write a comment:

You must be logged in to post a comment.

logo-footer

      

WhatsApp chat
Hemen Ara!