İstinaf Kanun Yolunda Kovuşturma Evresi Nasıl Olur?

İstinaf Kanun Yolunda Kovuşturma Evresi Nasıl Olur?

Duruşma Hazırlığı

Madde 281 – (1) (Değişik: 20/07/2017-7035/16) Du­ruşma hazırlığı aşamasında bölge adliye mahkemesi daire başkanı veya görevlendireceği üye, 175 inci madde hükümlerine uygun olarak duruşma gününü saptar; gerekli çağrıları yapar. (Mülga ikinci cümle: 20/07/2017-7035/16)

(2) Mahkemece, gerekli görülen tanıkların, bilirkişile­rin dinlenilmesine ve keşfin yapılmasına karar verilir.

Duruşma Hazırlığına İlişkin Genel Bilgiler

Duruşma hazırlığı devresinin amacı duruşmanın en kısa zamanda ve kesintisiz yapılmasını sağlamaktır.

İlk derece yargılamasında geçerli olan duruşma hazırlığı ve duruşmaya ilişkin kurallar büyük ölçüde istinaf yargıla­masında da geçerlidir. Konuya ilişkin CMK’nın 282. mad­desinde de; duruşma açıldığında maddede gösterilen istisna­lar dışında bu Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve kara­ra ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine baş­lanmasına ilişkin kararda yapılacak işler de belirtilir. Du­ruşma hazırlığı kapsamında, kimlerin hazır edilmesi gerekti­ğine, hangi eksikliklerin ne şekilde giderileceğine ilişkin bir tensip tutanağı düzenlenecektir.

Duruşma hazırlığı kapsamında heyet olarak yapılmasına karar verilen işlemleri bölge adliye mahkemesi daire başkanı veya görevlendireceği bir üye yerine getirecektir (CMK m.281/1).

Daire başkanı veya görevlendirdiği üye CMK’nın 175. maddesindeki hükümlere uygun olarak duruşma gününü sap­tar; gerekli çağrıları yapar (CMK m.281/1).

Keşif Yapılması Bilirkişi ve Tanık Dinlenmesi

Duruşma hazırlığına ilişkin CMK’nın 281/2. maddesinde, bölge adliye mahkemesince, gerekli görülen tanıkların, bilirki­şilerin dinlenilmesine ve keşfin yapılmasına karar verileceği öngörülmüştür.

Keşif işleminin istinabe yoluyla yerine getirilmesi uygu­lamada en uygun yöntem olarak görünmektedir. Bölge adliye mahkemesinin, keşfin istinabe yoluyla kararı veren ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasını istemesine yasal bir engel bulunmadığı gibi başka bir mahkemeden de istenebilir.

Diğer Delillerin Toplanması

İstinaf yargılamasının bir tek duruşmada bitirilebilmesi için duruşma hazırlığı aşamasında toplanması mümkün olan bütün deliller toplanmalıdır. Delil oluşturacak eşya ve belgele­rin elde edilmesi için gerekli işlemler yapılmalıdır. Gerekli ra­porlar alınmalı, tarafların duruşma hazırlığı aşamasında sun­duğu deliller de dosyaya eklenmelidir.

Duruşma Gününün Belirlenmesi

Duruşma gününün belirlenmesinde CMK’nın 175. mad­desine uygun hareket edilmesi gerektiği öngörülmüştür (CMK m.281/1). Ancak 175. maddeye göre ilk derece mahkemesinde kovuşturma evresinde duruşma gününü belirleme yetkisi mahkemeye ait olduğu halde, istinafta bölge adliye mahkeme­si daire başkanı veya görevlendireceği üye bir duruşma günü belirleyecektir (CMK m.281/1).

Kural olarak duruşma günü davalarm geliş sırasma göre belirlenir. Ancak, tutuklu işler, adli tatil süresince de görülen acele işlerden (CMK m.331/2) olduğu için bu husus göz önüne alınmalı ve tutuklu işlere öncelik tanınmalıdır. Duruşma günü belirlenirken, duruşmanın kesintisiz ve ara verilmeden bitirilmesi ilkesi göz önünde tutularak, sanıkların, tanıkların, bilirkişilerin ve teknik müşavirlerin (uzman kişilerini) gelebi­lecekleri bir tarih seçilmelidir. Ayrıca kanunda açıkça dü­zenlenmemiş ise de; çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiğine ilişkin CMK’nm 176. maddesinin dördüncü fıkrası da gözetilmelidir. Bu savunma hakkının bir gereğidir. Bu süreye uyulmaması durumunda, yine de duruşmaya gelmek zorunda kalan sanık duruşmaya ara verilmesini isteyebilir. Sanığa çağrı kağıdı­nın tebliği ile duruşma günü arasında en aşağı bir hafta süre bulunmasının, AİHS’in 6. maddesindeki “adil yargılanma hakkı”, kendisine yöneltilen isnadı detaylı olarak ve anlayabi­leceği şekilde öğrenme hakkı” ve “savunmayı hazırlamak için yeterli zaman ve mekana sahip olma hakkı” kapsamında bir zorunluluk olduğu da belirtilmiştir.

Ayrıca duruşma günü ile birlikte duruşma saatinin de bildirilmesi gerekir. Yargıtay da, sanığa bildirilen saatten önce oturum açılarak, sanığın yokluğunda hüküm kurulmasını sa­vunma hakkınm ihlali olarak kabul etmiştir.

Çağrıların Yapılması

Bölge adliye mahkemesi daire başkanı veya görevlendire­ceği üye, gerekli çağrıları yapacaktır. Çağrıların yapılmasında da ilk derece mahkemesinde uygulanması gereken hükümlere göre hareket edilecektir.

Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm ve­rilmesi esastır (CMK m. 190). Mahkeme duruşmada edindiği kanıya göre hüküm verdiğinden duruşmanın sık sık kesilme­mesi gerekir. Amaç, duruşmada elde edilen taze bilgilere ve kanaate göre bir karar vermektir. Bunun gerçekleştirilebil­mesi için, sanığın, tanıkların ve bilirkişinin aynı duruşmaya çağrılması gerekir.

Sanık ve müdafii ile varsa katılan ve vekiline duruşma günü ve saatini bildiren davetiye tebliğ edilmesi gerekir.

İstinaf başvurusu sanığın eşi veya yasal temsilcisi tarafın­dan yapılmış ise hem sanığa hem de başvuruda bulunan eş veya yasal temsilciye davetiye tebliği gerekir.

CMK’nın 281. maddesinin, 1. fıkrasının ikinci cümlesinde, “tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda kendi başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmediğinde davasının reddedileceği ayrıca bildirilir” şeklindeki hükme karşı itiraz yoluna başvurulması üzerine Anayasa Mahkemesinin 14/06/2017 tarihli ve 49-113 sayılı kararı ile Anayasanın 36. maddesine aykırı olduğu ge­rekçesiyle hükmün iptaline karar verilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararının 11/08/2017 tarihli Resmi Gaze- te’de yayımlanmasından önce, 05/08/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile hüküm yürürlükten kaldırıl­mıştır. Bu nedenle sanığın istinaf kanun yoluna başvurması halinde açılacak duruşmaya gelmemesi halinde istinaf başvu­rusunun reddine karar verilmeyecek, esastan incelenecektir.

Tutuklu sanığın çağrılması ise kendisine duruşma günü­nün tebliği suretiyle yapılır. Ayrıca müdafii de sanık ile birlik­te davet edilecektir. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa ne­den ibaret olduğunu bildirmesi istenir. Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanma getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır (CMK m.176/3).

Taraflar haricinde, dinlenilmeleri gerekli görülen tanık ve bilirkişiler de çağrılacaktır (CMK m. 282/1-d).

Bölge adliye mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülü­ğü, ilk derece mahkemesinin kararı ile sınırlı değildir. Bu ko- auda tek sınır iddianameye konu olan fiildir. Fiili aydınlatmak çin gerekli tüm deliller ileri sürülebilir ve yeni tanık ve bilirki­şiler de çağrılabilir.

Anlatımlarında hiç bir kuşku bulunmayan tanıkların ifade­linin okunmasıyla yetinilir. Ancak ihtilaflı olgulara ilişkin ifa- e verebilecek tanıklar çağrılır. Diğer taraftan, istinaf mahke- lesi ilk derece mahkemesinden bağımsız olarak olay değerlen- irmesi yaptığından, yeni delil sunulması ve toplanması kabul iilmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinde hiç dinlen- emiş bir tanık veya bilirkişinin çağrılması da mümkündür.

Duruşma Yapılması

İstisnalar

Madde 282 – (1) Duruşma açıldığında aşağıda gösteri­len istisnalar dışında bu Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve karara ilişkin hükümleri uygulanır:

  1. (Değişik: 20/07/2017-7035/17) Duruşma, bu Kanu­nun öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan son­ra görevlendirilen üyenin inceleme raporu anlatılır.
  2. (Değişik: 20/07/2017-7035/17) İlk derece mahke­mesinin gerekçeli hükmü anlatılır.
  3. (Değişik: 20/07/2017-7035/17) İlk derece mahke­mesinde dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tuta­naklar ile keşif tutanakları ve bilirkişi raporu anlatılır.
  4. (Ek: 20/07/2017-7035/17) (Değişik: 20/11/2017- KHK-696/99 md.) Bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı aşamasında toplanan delil ve belgeler, ya­pılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar anlatılır.
  5. Bölge adliye mahkemesi duruşmasında dinlenilme­leri gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır.

Bölge adliye mahkemelerinde yapılan duruşmada, CMK’run 282. maddesinde yer alan istisnalar haricinde, CMK’nın ilk derece mahkemesinde yapılan duruşmaya ilişkin hükümler uygulanacaktır. Bu nedenle istinaf yargılamasında duruşma, ilk derece yargılamasındaki uygulama ile büyük ölçüde ben­zerlik gösterir.

Genel hükümler ile birlikte istinaf yargılaması bakımın­dan özel bir duruşma yöntemi de öngörülmüştür. Duruşmanın genel hükümlere göre açılmasından sonra, raportör üyenin inceleme raporu ve ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü dinlenir. Sonra sanığın sorgusuna geçilir. Sanığın sorgusunun tespitinden sonra deliller ortaya konur.

İnceleme Raporu ve Gerekçeli Kararın Anlatılması

Duruşmanın genel hükümlere göre açılmasından sonra, görevlendirilen üyenin inceleme raporu ile ilk derece mahke­mesinin gerekçeli hükmünün okunacağına ilişkin CMK’nın 282. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde, 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 17. maddesiyle yapılan değişik­likle “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde değiştirilmiştir.

İlk derece mahkemesindeki duruşmada iddianamenin an­latılmasının (CMK m.l93/3-b) yerini, istinaf mahkemesinde görevlendirilen üyenin raporu ile gerekçeleri hükmün anla­tılması almıştır. Raporun içeriği konusunda Kanunda herhan­gi bir hüküm yer almamaktadır. Ancak rapor somut olayın özelliklerine göre, istinaf yargılaması için önem taşıyan o ana kadar yapılan işlemlerden elde edilen sonuçları ayrıntılı bi­çimde ortaya koymalıdır. Raporda, maddi olgunun tam ola­rak izahı, kimlerin hangi yönlerden kanun yoluna başvurdu­ğu, savcının başvurusunun sanığın lehine mi aleyhine mi ol­duğu hususları ile duruşma hazırlığı aşamasında yapılan iş­lemlere yer verilmelidir. Diğer taraftan, raporun, iddia ve savunmaya yol gösterici olması bakımından, ihtilaflı olup du­ruşmada açıklığa kavuşturulması gereken konuları da içerme­si ancak raporu düzenleyen üyenin kanaatini içermemesi ge­rekir. Raporun içerik itibariyle yetersiz olduğu gerekçesiyle temyiz yoluna gidilemez.

Görevlendirilen üye tarafmdan inceleme raporu anlatıl­dıktan sonra ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü anlatı­lacaktır (CMK m.282). Düzenlemeden mahkemenin takdir hakkı bulunmadığı ve gerekçeli hükmün mutlaka anlatılması gerektiği sonucu çıkmaktadır. Ancak kararın, istinaf davası­na konu edilmeyen hükümlere ilişkin bölümünün anlatılma­sına gerek yoktur.

İnceleme raporu ile ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmünün anlatılmasından sonra sanığın sorgusuna geçilir.

Sanığın Sorgusu

CMK’nm 281. maddesinin, 1. fıkrasının ikinci cümlesin­deki, “tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda kendi başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmediğinde davasının reddedileceği ayrıca bildirilir” hükmü 05/08/2017 tarihli Resmi Gazete’de ya­yımlanarak yürürlüğe giren 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup, sanı­ğın istinaf duruşmasında hazır bulunmasına ilişkin başka bir hüküm bulunmamaktadır.

Duruşma devresine ilişkin genel hükümlerin, istinaf yö­nünden istisnaları arasında sorgu yer almadığından sanığın sorgusu konusunda genel hükümler uygulanacaktır.

Bölge adliye mahkemesinin, davanın yeniden görülmesi­ne karar vermesi halinde, sanığın duruşmaya çağrılması zo­runludur. İstinafta yapılan duruşmada da sorgu CMK’nm 147 ve 193. maddelerine göre yapılır.

Ancak suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır (CMK m.194). Ayrı­ca sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışın­da bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu ya­pılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir (CMK ml93/2).

İstinaf duruşmasına çağrılması zorunlu olan sanığın sor­gusunun yapılmasının zorunlu olup olmadığı ise tartışmalıdır.

Mahkeme, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından katılan veya sanığın dinlenmesine gerek görmemişse bu kişile­rin duruşmada hazır bulundurulması, ifadelerinin alınması ve sorgularının yapılması kural olarak zorunlu değildir. Yerel mahkemede sorgusu yapılıp, dinlenen sanığın, bölge adliye mahkemesince zorunlu görülmeyen haller dışında davet edil­diği halde duruşmaya katılmadığında, duruşma yapılıp yok­luğunda dava bitirilebilir. İstinaf kanun yolunda duruşma açılmasına karar verildiğinde; askıya alman yerel mahkeme­nin hükmü olup, bunun dışında yerel mahkeme safahatında yapılan sanık sorguları, delillerin ortaya koyulup tartışılması aşamaları geçerliliğini korur. Bu nedenle; istinaf mahkemesi istemedikçe veya zorunlu görmedikçe, daha önce sorgusu ya­pılıp ifade ve savunması alınan sanığın duruşmaya katılması zorunlu olmayıp, istinaf kanun yolunda sanığın yokluğunda duruşma yapılması mümkündür.

Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından gerekli olan hallerde, sanık talepte bulunmasa bile bölge adliye mah­kemesindeki duruşmada hazır bulundurulmalıdır.

Sanığın sorgusunun kural olarak incelemeyi yapan bölge adliye mahkemesi tarafından yapılması gerekir. Ceza yargı­lamasının “doğrudan doğruyalık” ilkesi gereği CMK’nın 193/1. maddesinde; “kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz” hük­müne yer verilmiştir. CMK’nın 196. maddesinin birinci fıkra­sında; “mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir”, aynı mad­denin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde ise; “sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere isti­nabe suretiyle sorguya çekilebilir” hükmüne yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, alt sınırı beş yıldan az hapis ceza­sını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa sorgusundan önce ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip isteme­diği sorulacak ve talimat mahkemesi önünde savunma yap­mayı kabul etmesi halinde istinabe suretiyle sorguya çekilebi­lecektir. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerekti­ren suçlarda ise; sanığın sorgusunun mutlaka davaya bakan mahkemece yapılması zorunludur.

Sorgusundan önce sanığa, ifadesini yargılamayı yapan mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediğinin sorulma­ması veya sorulması üzerine duruşmadan bağışık tutulmak istemediğini belirtmesi ya da yargılamaya konu suçun cezası­nın alt sınırının beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektir­mesine karşın, istinabe yoluyla alınan ifadesiyle yetinilmesi savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağından, mutlak bir bozma nedenidir.

Sanığın sorgusunun Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile yapılması da mümkündür. SEGBİS aracı­lığı ile ifade tespiti istinabe sayılmadığından, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da sanığın sorgu­sunun SEGBİS vasıtasıyla alınmasına yasal bir engel yoktur.

SEGBİS aracılığı ile sanığın sorgusunun yapılmasına ola­nak veren CMK’nm 196. maddesinin 4. fıkrası, 25/08/2017 ta­rihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nın 147. maddesi ile CMK’nm 296. maddesinin dördüncü fıkrası yeniden düzenlenmiştir. Deği­şiklikten sonraki hükme göre: “Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği­nin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapı­labilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.”

Yapılan değişiklikten sonra, suç için öngörülen cezanın miktarına ve sanığın kabulüne bağlı olmaksızın sanığın sorgu­sunun SEGBİS aracılığı ile yapılması mümkün hale getirilmiş­tir. Ancak yine de hükümde, “hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda” SEGBİS ile sanığın sorgunun yapılmasına karar verilebileceği belirtildiğinden, zorunlu durumlar hari­cinde kural olarak sanığın sorgusunun esas mahkeme huzu­runda yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

Delillerin Ortaya Konması

İstinaf mahkemesinde yapılan duruşmada da, sanığm sor­guya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başla­nır. Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelme­mesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması delillerin orta­ya konulmasına engel olmaz. Bu durumda ortaya konulan delil­ler, sonradan gelen sanığa bildirilir (CMK m.206/1).

Üst mahkeme ceza dairesinde yapılan duruşmada temel özellik, esas mahkemesi tarafından verilen hükmün maddi olgu tespiti açısından ve hukukun uygulanması yönünden “hukuka uygun olup olmadığının” denetlenmesidir. Yeni delil ikame edilmesi ve yeni tanık dinlenmesi mümkündür, fakat istisnaidir.

Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin olaya ilişkin tespitleri ile bağlı değildir. Gerekli gördüğü takdirde, tanık ve bilirkişileri duruşmaya çağırarak dinleyebilir. Türk hukuku, modern hukuk sistemlerinin kabul ettiği sistemi, yani istinafta, sadece tartışmalı olan delillerin yeniden incelenmesi yöntemini kabul etmiştir. CMK’nın 281. maddesinin 2. fıkra­sına göre bölge adliye mahkemesi “…gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine ve keşfin yapılmasına…” karar verecek­tir. İlk derece mahkemesince ortaya konan tüm delillerin tek­rar toplanmasına gerek yoktur. İlk derece mahkemesince maddi olay yeterince açıklığa kavuşturulmamış ise, istinafa başvuru gerekçesi ve tarafların sunduğu deliller de göz önüne alınarak maddi olgunun yeterince açıklığa kavuşturulması için gereken deliller yeniden toplanacaktır. Tanık veya bilirkişi beyanı yetersiz ya da çelişkiliyse, ilk derece mahkemesinde dinlenen tanık veya bilirkişi yeniden dinlenebileceği gibi, yeni tanık ve bilirkişi de dinlenebilir.

İlk defa istinaf yargılamasında ortaya konması nedeniyle, davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle bir delilin red­dedilmesi kanuna aykırı olacaktır (CMK m.207).

Usulüne uygun olarak elde edilmiş olan, doğruluğu ko­nusunda şüphe bulunmayan, diğer deliller ile çelişmeyen ta­nık ve bilirkişi beyanlarına ilişkin tutanaklar ile uzman görü­şüne ilişkin belgelerin anlatılması ile yetinilebilir.

İlk derece mahkemesinde dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif tutanakları ve bilirkişi raporları ile bir­likte, bölge adliye mahkemesinin duruşma hazırlığı aşamasında topladığı delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamala­rına ilişkin tutanak ve raporların anlatılması gerekir (CMK 282/1).

Tutanak ve Raporların Anlatılması

İlk derece mahkemesince dinlenen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenmesi olayın aydınlatılması için gerekli görülmü- yorsa, bunlar tekrar dinlenmez, beyanlarına ilişkin ilk derece mahkemesince tutulan tutanakların anlatılmasıyla yetinilir.

Duruşma hazırlığı aşamasında, yapılmışsa keşif ve bilir­kişi açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar ile bölge adliye mahkemesince re’sen toplanan veya tarafların sunduğu delil ve belgelerin de okunması gerekir (CMK m.282/l-d).

Tanık ve Bilirkişi Dinlenmesi, Keşif Yapılması

İlk derece mahkemesinde dinlenen tanık veya bilirkişinin ifadesinin yetersiz ya da çelişkili olması nedeniyle yeniden din­lenmesi yargılama açısmdan önem taşıyorsa veya yeni bir bilgi ortaya konacağı düşünülüyorsa bu kişilerin istinaf duruşma­sında da dinlenmesi gerekir. Diğer ifadeler ile çelişki söz ko­nusu ise inandırıcılığım değerlendirmek için tanıkların din­lenmeleri gerektiği gibi beyanların tutanağa doğru olarak geçi­rildiği konusunda kuşku varsa veya dinlenmeleri sırasında te­mel muhakeme kuralları ihlal edilmiş de dinlenmeleri gere­kir. Tanık ifadesi veya bilirkişi görüşü tutanağa geçirildiği şekliye, ilk derece mahkemesinden farklı bir kabule götürecek­se mutlaka dinlenmeleri gerekir, ilk derece mahkemesince dü­zenlenen tutanakların anlatılması ile yetinilemez. Bu nedenle beraat kararı yerine mahkumiyet kararı verilecekse, beyanı hükme esas alınan tanıkların yeniden dinlenmesi gerekir.

Yine olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan din­leme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıkla­manın okunması dinleme yerine geçemez (CMK m.210).

Tanık bölge adliye mahkemesinde de çekinme hakkını kullanabilir (CMK m.45/3). Tanıklıktan çekinme hakkı olan ancak ilk derece mahkemesinde bu hakkını kullanmayarak ifade veren tanığın ifadesinin bölge adliye mahkemesinde an­latılmasına yasal bir engel yoktur. Ancak ilk derece mahkeme­sinde ifade vermesine rağmen istinaf mahkemesinde çekinme hakkını kullanan tanığın önceki ifadesinin hükme esas alın­ması mümkün değildir. Yargıtay’ın görüşü de, kovuşturma evresinde çekinme hakkını kullanan tanığın, soruşturma evre­sindeki ifadesinin hükme esas alınamayacağı yönündedir.

Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından gerekli görüldüğü takdirde, bölge adliye mahkemesi ilk derece mah­kemesinde dinlenen bilirkişileri tekrar dinleyebileceği gibi, yeni bir bilirkişiyi ilk defa da dinleyebilir. Yine ilk derece mahkemesince yapılıp yapılmadığı ile bağlı olmaksızın gerek duyması halinde keşif de yapabilir. Duruşma hazırlığı aşama­sında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmış ise bunlara dair tu­tanakların anlatılması yeterlidir (CMK m.282/l-d). Ancak ge­rektiği halde duruşma hazırlığı aşamasında yapılmamışsa ve­ya yapılması gerekliliği duruşmada ortaya çıkmış ise keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabilir.

Keşif yapılacak yerin bölge adliye mahkemesinin bulun­duğu ilin dışında yer alması halinde, mahkeme heyeti olay yerine gidip keşif yapabileceği gibi, bu işi yapmak üzere üye­lerden biri de görevlendirilebilir. Ancak heyet halinde veya naip hâkim görevlendirerek keşif yapılmasının güçlükleri or­tadadır. Bu nedenle keşif yönünden en az masraflı yol istina­bedir. Bölge adliye mahkemesi kararı veren ilk derece mah­kemesine talimat yazarak keşif yapmasını isteyebilir. Keşif yapılacak yer ilk derece mahkemesinin yetki alanı dışında ise keşfin yapılacağı yerde bulunan ilk derece mahkemesine eşit statüdeki bir mahkemeye talimat yazılması uygun olacaktır.

Tanık ve bilirkişiler ise bizzat duruşmaya çağrılarak din­lenebilirler. Ancak tanık veya bilirkişinin, hastalık veya malûl­lük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmadığı hallerde (CMK m. 180/1) veya bulunduğu yerin yetkili mahkemenin yargı çevresi dı­şında bulunmasından dolayı getirilmesinin zor olduğu du­rumlarda (CMK m. 180/2) bir naip hâkim aracılığı ile veya isti­nabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.

Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, ka­tılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez (CMK m.180/3).

Tanık veya bilirkişinin CMK’nın 180. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında gösterilen hallerde naip hâkim aracılığıy­la veya istinabe yoluyla dinlenmelerinin zorunlu olduğu du­rumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kul­lanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak dinlenmeleri gerekir (CMK m.180/4). Bu şekilde video konferans sisteminin kullanılması ise UYAP üzerinden SEGBİS yoluyla sağlanacaktır.

CMK’nın 38/A maddesi uyarınca her türlü ceza muhake­mesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin (UYAP) kullanılabilecek ve bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla kaydedilip saklanabilecektir.

SEGBİS ise Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kayde­dildiği ve saklandığı ses ve görüntü bilişim sistemini ifade eder. SEGBİS ile ilgili olarak mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılmış ve Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sis­teminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik, 20/9/2011 tarihli ve 28060 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Böylece sistemin nasıl işleyeceği açıklığa kavuşturulmuştur.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
error: Content is protected !!
WhatsApp chat