İsnadın İspatı

MADDE 127- (1) İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması hâlinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkû­miyet karan verilmesi hâlinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hâllerde isna­dın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılma­sında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.

(2) İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi hâlinde, cezaya hük­medilir.

İsnadın İspatı Açıklama

Madde, 765 sayılı Ceza Kanunumuzun 481. maddesinin karşılık olarak düzen­lenmiştir. 481. maddede failin, isnad ettiği eylemin ispatına ilişkin talebin kabul edilmeyeceği öngörülmektedir. 127. madde böyle bir ispat talebinden söz etmemiş­tir. Ancak, suç oluşturan bir eyleme ilişkin bulunması halinde, verilecek mahkumi­yet kararının, isnadın ispatı olarak kabul edileceği madde metninde açıklandığına göre, böyle bir durumda yargılama sonucuna kadar hakaret suçundan hüküm kuru­lamayacaktır.

Maddenin 2. fıkrası, böyle bir suç fiilinden dolayı mahkum edilmiş kişiye, bu fiilinden söz ederek hakaret edilmesine izin vermemiş, bunu da suç saymıştır.

“Madde metninde, kişiye somut isnatta bulunulması hâlinde, isnadın ispatı dü­zenlenmektedir. Anayasamızda da isnadın ispatına ilişkin özel bir hüküm bulun­maktadır. Anayasamıza göre; kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak isnatta bulunulması durumunda, isnat­ta bulunan isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışında, kişilere so­mut bir fiil isnadında bulunarak hakaret edilmiş olması hâlinde, isnadın doğruluğunun ispat edilebilmesi için iki seçenek koşuldan birinin gerçekleşmesi gerekir. Bi­rinci seçenek koşul, isnadın doğruluğunun ispatında kamu yararı bulunmasıdır. Diğer seçenek koşul ise, şikâyetçinin yani kendisine hakaret edilenin ispata razı olmasıdır.

Yine Anayasamıza göre, isnadın doğruluğunun ispat edilmiş olması, hakaret suçunun hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle, hakarette bulunan kişi hakkında beraat kararı verilmelidir.

Madde metnindeki düzenleme yapılırken, Anayasamızın bu konuda belirlediği kurallar da göz önünde bulundurulmuştur.

Madde metninde kabul edilen sisteme göre, isnadın doğruluğunun ispat edile­bilmesi için, isnadın bir suç vakıasına ilişkin olması gerekir. Yani kişiye belli bir suçu işlediğinden bahisle hakaret edilmiş olması gerekir. Ayrıca, hakaretin yapıldığı anda isnadın konusunu oluşturan suç dolayısıyla kişi hakkında henüz bir hüküm verilmemiş olmalıdır.

Bu sistemde, isnadın doğruluğunun ispatı, hakaret suçundan dolayı açılan da­vanın görüldüğü mahkemede yapılmamaktadır. Hakaret suçunun işlendiğinden bahisle açılan davanın görüldüğü mahkeme, yapılan somut vakıa isnadının bir suç oluşturması durumunda, bu suçun gerçekten işlenmiş olup olmadığının ortaya çıka­rılmasını bekletici mesele kabul ederek, bu nedenle açılmış veya açılacak olan da­vanın sonucunu beklemelidir. İsnadın doğruluğunun ispatı, ancak isnat konusu suç vakıası dolayısıyla açılan ceza davası bağlamında ilgili mahkemede söz konusu edilebilir.

İsnat konusu suç vakıası dolayısıyla açılan ceza davası sonucunda bu suç nede­niyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde; isnat ispatlanmış addedilir ve maddenin birinci fıkrası gereğince, hakarette bulunan kişiye ceza verilmez.

Ancak, hakarete uğrayan, isnat edilen fiil dolayısıyla hakkında açılan davada kesinleşmiş bir hükümle beraat etmişse, isnat ispat edilmemiş sayılır ve hakaret eden kişi cezalandırılır. Hakarete uğrayan kişi hakkında, isnat edilen fiil dolayısıyla takipsizlik kararı veya açılan davada düşme karan verilmiş olması hâlinde de; isna­dın doğruluğu ispat edilmemiş sayılacaktır.

A4addenin ikinci fıkrasına göre; kesin hükümle sonuçlanmış bir davayla işlen­diği sabit görülen bir fiilden bahisle kişiye hakaret edilmiş olması hâlinde, cezaya hükmedilir. Böylece, daha önce işlediği bir suçtan dolayı mahkûm edilmiş olan kişiye, bu suçtan bahisle hakaret edilmiş olmasının tasvip edilemez olduğu vurgu­lanmıştır.

Hakkında başlatılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı veya açılan dava­da düşme, veya beraat kararı verilmiş olan kişiye, soruşturma veya kovuşturma konusu fiilden bahisle hakaret edilmiş olması hâlinde, hakaret edenin cezalandırıla­cağında kuşku yoktur.”

CategoryMakaleler
Write a comment:

You must be logged in to post a comment.

logo-footer

      

WhatsApp chat
Hemen Ara!