İşçilik Alacağı Davaya Cevap Dilekçesi

İşçilik Alacağı Davaya Cevap Dilekçesi

… İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO                : .…/… E.

DAVALILAR             : (Ad, Soyad, TC, Adres)

                                        (Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                       : Av. (Ad, Soyad, Sicil no, Adres)

DAVACI                     : (Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                       : Av. (Ad, Soyad, Sicil no, Adres)

KONU                         :Davaya karşı cevaplarımızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR

Usule İlişkin İtirazlarımız

Davaya yanıt dilekçesinde açıklandığı üzere; davanın diğer davalısı, “… Adi Ortaklığı” olarak belirtilmişse de, adi ortaklıkların aktif ve pasif husumet ehliyeti olmadığından, bu şekilde davada taraf olmalarının mümkün olmadığını tekrar ederiz. Adi ortaklıklarda her bir ortağa ayrı ayrı husumet yöneltilebilir. Ancak böyle bir adi ortaklık da bulunmadığından husumet yönünden davalı müvekkilim Z.E. yönünden davanın reddi gerekmektedir.

Esasa İlişkin İtirazlarımız

Her ne kadar davacı, … ile … tarihleri arasında müvekkil şirkette çalıştığını iddia etmişse de bu iddiası gerçek dışıdır. Şöyle ki;

1. Davacı … yılından … tarihine kadar sigortasız çalıştığını iddia etmişse de müvekkilim şirket … tarihinde kanun kapsamına alınmış olduğundan bu iddiasının herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır. Henüz işyeri kanun kapsamına alınmadan, yani böyle bir işyeri mevcut değilken, herhangi bir çalışmanın olması mümkün değildir. Bu konuda dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına itiraz ediyoruz. … tarihinden önce davalı müvekkillerime ait bir işyeri bulunmayıp, bu tarihten öncesine dair olan çalışma iddialarını kabul etmiyoruz. Yargıtay’ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında da çalışma sürelerinin de yine çalışma şekli ve aldığı ücretin tek başına tanık delili ile ispatlanamayacağı herhangi bir tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklanmaktadır.

Davacı … yılından …’e kadar …. adi ortaklığında çalıştığını ileri sürmüşse de kayıtlardan böyle bir işyeri olmadığı anlaşılmaktadır. Bu iddianın herhangi bir dayanağı yoktur.

 …’den sonra ise davalı müvekkil şirket ….’de çalışması olduğunu iddia etmektedir. Halbuki davacının  ilk çalışması … tarihinde davalı müvekkil şirket … nezdindedir. Davacının müvekkil şirketteki çalışma süresi … – … tarihleri arasındadır.

2. Bordrolarda yazılı ücretten farklı bir ücret aldığını iddia eden davacı taraf, bu iddiasını ispat ile yükümlüdür. Davacının imzasını taşıyan SGK kayıtlarında, imzalı ücret bordrolarında davacının son brüt ücretinin … TL olduğu sabittir. Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca bordro aksi aynı yazılı bir belgeyle ispat edilmediği sürece kesin delil mahiyetinde olup yukarıda belirtilen ve tamamı davacının imzasını taşıyan belgeler de nazara alındığında işçinin ücreti yönünden yaptığı itirazların yersiz olduğu ve iddiasını ispat edemediği açıktır.

3. Davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerde esasen ücret konusu sabit olmakla birlikte ücret konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunması halinde emsal ücret araştırması yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. Bu kapsamda dosyada yapılmış olan emsal ücret araştırması SGK kayıtları ve ücret bordrolarını destekler niteliktedir. İstanbul Ticaret Odası’ndan verilen emsal ücret araştırması yanıtında “ücretin taraflar arasında yapılacak anlaşma ile kararlaştırılabileceği gibi bu olmadığında asgari ücretin emsal ücret olduğu” yer almaktadır.

4. Dava dilekçesi ekinde yer alan … Bankası … Şube Müdürlüğüne hitaben yazılan yazının aslının dosyaya sunulmasını talep ediyoruz. Bu yazıdaki imzanın şirket yetkilisine ait olup olmadığının anlaşılabilmesi için belge aslının incelenmesi gerekmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da yinelendiği üzere, bu çeşit belgeler tek başına ücreti belirlemeye yeterli güçte ve nitelikte değildir. Belge üzerindeki “………..” ibaresinden bir kredi başvurusu için sunulduğu anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında davacının kredi alabilmesi için hazırlanan bu belgelerin tek başına ücreti ispatlamaya yetmeyeceği karar altına alınmakta ve bu durumda ihtilaf oluştuğu için emsal ücret araştırması sonucu da dikkate alınarak ve yazılı kesin delil olması bakımından maaş bordroları dikkate alınarak karar verilmektedir. Bu sebeplerle maaş yazısına itiraz ettiğimizi ve gerçeği yansıtmadığını tekrar beyan ederiz.  

5. Davacı tanıklarının her ikisi de davacının ücretini bilmediklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca tanıklardan … “işyeri tarafından, talep edilen durumlarda, tüm arkadaşlara ücret yüksek gösterilerek bankaya ibraz edilmek üzere maaş yazısı verilmişti.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu ifade iddialarımızı desteklediği gibi yukarıdaki örnek Yargıtay kararında yer alan durumla da birebir aynıdır. 

6. Davacı yönetici pozisyonunda, mağaza müdürü olarak çalıştığını iddia etmişse de bu iddiası gerçek dışı olup ispatlanamamıştır. Davacı satış elemanı olarak görev yapmıştır. Hem davacının çalışma süresi hem de çalıştığı pozisyon emsal ücret araştırması için yazılan müzekkerelerde hatalıdır. Davacının müvekkil şirketteki çalışma süresi … – … tarihleri arasındadır. Mağaza müdürü değil satış elemanı olarak görev yapmıştır.

7. Davacı tanıklarından …, davacının önce satış personeli olarak çalıştığını daha sonra başka bir mağazaya satış sorumlusu olarak görevlendirildiğini; diğer davacı tanığı, … ise önce satış görevlisi olarak daha sonra da açılan şubede mağaza müdürü olarak çalıştığını beyan etmişlerdir. Davalı tanığı … ise davacının satış görevlisi olduğunu beyan etmiştir. Davacı tanıklarının her ikisi de davalı işyerinden … yılında ayrıldıklarını beyan etmişlerdir. Davacı ise … yılının Aralık ayında çalışmaya başlamıştır. Bu durumda davacının önce satış görevlisi olarak çalışmaya başlayıp daha sonra işyerinin şubesi açıldıktan sonra oraya satış sorumlusu olarak gittiğini bilmelerine imkan bulunmamaktadır. Çünkü davacının bu diğer şubede çalışmasının başladığı tarih, sigortalı hizmet dökümünde görüleceği üzere, …’dır. Bu tarihte davacı tanıkları davalı işyerinde çalışmadıklarından bu durumu bilebilmeleri mümkün değildir. Bu nedenle tanıklıklarının geçerliliği ve inandırıcılığı bulunmamaktadır. 

8. İş akdinin feshi ve kıdem – ihbar tazminatı iddiası hakkında da itirazlarımız bulunmaktadır. Dinlenen her iki davacı tanığı da davacı işten ayrılmadan seneler önce, … yılında, işten ayrılmış bulunduklarından davalının ne şekilde işten ayrıldığını bilmeleri mümkün değildir. Bu nedenle davacı tanıklarının davacının davalı tarafından işten çıkarılmış olduğu yönündeki ifadelerine itiraz ediyoruz.

9. Davacı işçinin iddiası, dava dilekçesinde, davalının haksız ve nedensiz olarak kendisini işten çıkarttığı yönündedir. Ancak bu cümle dışında hiçbir açıklama yer almamakta, kendisine işten çıkarıldığının bildirildiği, işyerine alınmadığı vs. gibi herhangi bir detay dava dilekçesinde yer almamaktadır. Aksine dava dilekçesinde “müvekkilim işten ayrılırken” şeklinde kendi rızası ile işten ayrıldığı izlenimi veren ifadeler yer almaktadır.

10. Dosyada mübrez, … tarihinde tutulan, tutanakta davacının disiplinsiz davranışları ve mesai saatlerine uymaması sebebiyle uyarıldığı ve sonrasında işe gelmediği belirtilerek üst üste 3 gün nedensiz olarak işe gelmemesi üzerine tutanağın tutulduğu ve iş akdinin bu nedenle feshedildiği açıklanarak şahitler huzurunda imzalanmıştır.

11. Kendi kusurlu davranışlarıyla iş akdinin feshedilmesine neden olan davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hakkı bulunmamaktadır. Davacının, bu konudaki tazminat talepleri yasal dayanaktan bütünüyle yoksundur.

Davacının Ücret Alacağı İddiası

1. Davacının hak etmiş ve kullanmamış olduğu izni bulunmamaktadır. Davacı … ayına dair ücret alacağı olduğu iddiasındadır. Ancak davacının mazeretsiz ve bildirimsiz olarak işe gelmemesi üzerine … tarihinde tutulan tutanak üzerine … tarihinde iş akdinin davalı işverence haklı nedenle feshedilmiş olması sebebiyle ödenmemiş ücret alacağı bu­lunmamaktadır. Ayrıca talep edilen ücret fahiş ve gerçeğe aykırı olup talep edilen ücret miktarına da tekrar itiraz ediyoruz.

2. İhbar öneline uymadan iş akdinin feshine neden olan davacının kıdemine göre ihbar süresi 6 hafta olup davalı müvekkilimin ihbar tazminatı alacağı bulunmaktadır. Müvekkilim ihbar tazminatına hak ettiğinden bu husustaki talep ve dava haklarımızı saklı tutuyoruz.

3. Davacının fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili bakımından taleplerinin tarafımızdan kabulü söz konusu değildir. Davacı da bu haksız iddialarını ispatlayamamıştır. Davacı tanıkları tek başına bu haksız iddiaları ispatlamaya yeterli değildir. Davalı tanıkları ise aksi duruma tanıklık etmişlerdir. Davacının fazla çalışmasını gerektirecek bir durum olmadığından davacıya tüm hafta tatili izinleri de kullandırılmış olup aynı şekilde davacı, resmi tatil ve dini bayram izinlerini de kullanmıştır. Bu nedenle davacının hafta tatili ve resmi-genel tatil ücreti taleplerinin reddi gerektiği kanaatindeyiz.

SONUÇ ve İSTEM                 :Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının davasının reddine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini, arz ve talep ederiz.

Saygılarımla,

 (Tarih)

DAVALILAR VEKİLİ

 (Ad, Soyad, İmza)

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
error: Content is protected !!
WhatsApp chat