İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali

MADDE 117- (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir dav­ranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.

  • Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücrede çalıştı­ran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konak­lama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verilir.
  • Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.
  • Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücrederi azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Koruduğu Hukuki Değer

Anayasamızın herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip bulun­duğu ve özel teşebbüsler kurmanın serbest olduğuna ilişkin hükümlerine paralel olarak bu suç tanımı ile söz konusu temel hürriyetin güvence altına alınması amaçlanmıştır.Anayasa’nın çalışma ve sözleşme hürriyetine ilişkin 48. maddesine göre “her­kes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” Yine çalışma hakkı ve ödevine ilişkin 49. maddesi hükmü uya­rınca “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.”

Suçun faili herkes olabilir. Failin işçi veya işveren olması gerekmediği gibi bir veya birden fazla kişi tarafından birlikte de suçun işlenmesi olanaklıdır. Suçun bir­den fazla kişi tarafından birlikte veya bir kamu görevlisi tarafından görevin nüfuzu kullanılmak suretiyle işlenmiş olması halinde faile/faillere verilecek ceza TCK’nın 119/1. maddesi uyarınca arttırılarak hükmolunur.

“Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme” durumunda faillerin önceden an­laşma halinde bulunmaları aranır.

Maddede iş ve çalışma hürriyetinden söz edilmiş olduğundan ancak, 4875 sayılı İş Kamımı ya da Ticaret Kanunu hükümlerine bağlı olarak serbest olarak çalışan kişiler bu suçun mağduru olabilir.

İş ve çalışma hürriyetini ihlâl suçunun mağduru ancak bir ya da birden fazla ki­şidir. Bu kişi/kişiler işçi olabileceği gibi işveren de olabilirler.

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Konusu

  1. fıkra da öngörülen suçun konusu iş ve çalışma hürriyetidir.
  2. ve 3. fıkrada ise, çaresizliği, kimsesizliği ve bağlılığım sömürülmek suretiy­le ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücret­le çalıştırılan veya bu durumda bulunup insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılınan kişidir.
  3. fıkrada öngörülen suçun konusu ise, azaltılıp çoğaltılmaya zorlanan işçi üc­retleri ya da durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olunan iştir.

Cebir, YTCK’nın 108. maddesinde ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte, cebir kullanma, 117. maddede iş ve çalışma hürriyetini ihlal etme suçunun öğesi olarak öngörülmüştür. Biri diğerinin öğesini veya ağırlaştırıcı nedenini oluş­turması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç adı verilir. Cebir ya da tehdit kullanıla­rak işlenen iş ve çalışma hürriyetini ihlal etme eylemi nedeniyle yalnızca faile 117/1. maddedeki ceza verilecek, cebir ya da tehdit eylemleri nedeniyle ayrı ayrı ceza verilip toplanması yoluna gidilmeyecektir.

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Manevi Öğesi

İş ve çalışma hürriyetini ihlal suçuna ilişkin TCK’nın 117. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkrasındaki suçlar doğrudan ve özel kastla işlenebilir. Fail, cebir veya tehdit eylem­lerini iş ve çalışma hürriyetini ihlal etmek; bir kimseyi maddenin 2. fıkrasında belirti­len durumlara düşürmek üzere tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nak­letmek; işçi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilen­lerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlama ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olma bilinç ve iradesi ile gerçekleştir­melidir. Bu nedenle failin, iş ve çalışma hürriyetini ihlal düşünce ve kastı bulunmadan, cebir ve tehdit eylemlerini işlemesi sonucunda mağdurun iş ve çalışma hürriyetinin ihlal edilmiş olması TCK’nın 117. maddesinin 1., 3. ve 4. fıkralarının değil, tehdit ve cebir suçlarına ilişkin 106. ve 108. maddelerin uygulanmasını gerektirir.

Maddenin 2. fıkrasında düzenlenen suçlar ise, doğrudan kastla işlenebilir. Özel kast gerekmez. Failin, çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştırma veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onum ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılma bilinç ve iradesi ile hareket etmesi yeterlidir.

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Yaptırımı

TCK’nın 117. maddenin 1. fıkrasında öngörülen iş ve çalışma hürriyetini ih­lal suçunu işleyen fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para ceza­sına hükmolunur.

Maddenin uygulanmasında hapis ve adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüş­tür. TCK’mn 50/2. maddesi uyarınca suç tanımında hapis cezası ile adli para cezası­nın seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez. Bu nedenle hakim öncelikle hapis cezasına mı yoksa adli para cezasına mı hükmedeceğine karar verecektir. Hakimin hapsi tercih etmemesi ve adli para cezasına hükmetmeye karar vermesi olanaklıdır.

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunda Uzlaşma – Kovuşturma – Görevli Mahkeme

Suçun kovuşturulması 1. fıkra dışında şikayet koşuluna bağlı değildir. 1. fıkrada öngörülen suçun kovuşturulması ise şikayete bağlıdır. TCK’mn 73. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

CategoryMakaleler
Write a comment:

You must be logged in to post a comment.

logo-footer

      

WhatsApp chat
Hemen Ara!