İddia Ve Savunma Dokunulmazlığı

MADDE 128- (1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması hâlinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için, isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağ­lantılı olması gerekir.

İddia Ve Savunma Dokunulmazlığı Açıklama

Madde, 765 sayılı Ceza Kanunumuzun 486. maddesine karşılık olarak düzen­lenmiştir. Ancak, 486. madde metninde yargı mercilerine yapılan yazılı veya sözlü başvurulardaki hakaret içeren yazı ve sözlerden dolayı takibat yapılmayacağı öngö­rülmüşken, 128. madde metninde, “somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirme­lerde bulunulması” olarak ifade edilmiştir. Buradaki “somut isnat veya olumsuz değerlendirme” kavramlarını gerekçede de ifade edildiği üzere, kişinin onurunu rencide edici hakarete varan söz ya da ifadeler olarak anlamak gerekir. Çünkü haka­ret niteliği taşımayan söz, ifade ya da isnatlara ilişkin, zaten ceza verilmesi mümkün değildir.

Madde metninde, bir hukuka uygunluk nedeni olan ve Anayasamızda da gü­vence altına alınan (madde 36) iddia ve savunma dokunulmazlığı düzenlenmiştir. Bir talebin resmi bir makama iletilmesi, dilekçe hakkının kullanılması bağlamında hukuka uygun bir davranıştır. Ancak, dilekçe hakkı, dilekçenin içeriğindeki ifadeler açısından başlı basma bir hukuka uygunluk sebebi olarak mütalâa edilemez.

İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnadların gerçek olması ve yapılan olumsuz değerlendirmelerin somut vakıalara dayanması gerekir. Keza, bulunulan somut isnadların veya yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması gerekir; ancak, uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır.

Somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve sa­vunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez. Keza, somut vakıalara dayan­sa bile, uyuşmazlıkla alakası olmayan olumsuz değerlendirmeler açısından iddia ve savunma hakkının kullanılması söz konusu değildir.

Somut uyuşmazlıkla ilgili olmakla birlikte iddia ve savunma sınırını aşan haka­reti mutazammın yazı ve sözlerin iddia ve savunma hakkı kapsamında mütalâa edilmesi mümkün değildir. Ancak, bu ifadelerin kullanılmasına müsamaha ile bakı­labilir. Çünkü, bu gibi durumlarda iddia ve savunmanın sınırı genellikle öfke ve gazabın etkisiyle aşılmaktadır. Aslında öfke ve gazap hâli, kusurluluğun bir unsuru olan irade yeteneğini etkileyen bir faktördür ve bu durum, kişinin işlediği hakaret suçu dolayısıyla kusurunun tespiti bağlamında değerlendirilmelidir.

CategoryMakaleler
Write a comment:

You must be logged in to post a comment.

logo-footer

      

WhatsApp chat
Hemen Ara!