Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

5560 sayılı Kanunla CMK’nm 231. maddesinin 5. fıkrasına eklenen hüküm uyarınca sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, bir yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak bu bir zorunlu­luk değildir.

Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Uzlaşmanın sağlanamaması hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını etkilemez.

  1. maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarla ilgili olarak uygulanabi­lir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kumlan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

CMK’nın 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

  1. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
  2. Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
  3. Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan Önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir.

5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 9. maddesi uyarınca tüm ceza veya güvenlik tedbirlerinin infazı ile adli sicil bilgilerinin silinmesi ve arşiv kaydına alınmaları gerektiğinden, kasıtlı suçtan mahkum olmuş kişilerin “cezalarının silinme koşulları oluştuğu” gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluna gidilemez. Aksinin düşünülmesi durumunda her ceza ve güvenlik tedbiri infazla birlikte silinece­ğinden, 231/6. maddenin (a) bendinde öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bıra­kılması için gerekli olan, “daha önce bir kasıtlı suçtan mahkum olmamış bulunma” koşulunun cezası infaz edilen her fail hakkında gerçekleştiğinin kabulü gerekir.

231/6- (c ) bendinde öngörülen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle ta­mamen giderilmesi” koşulunun madde metnindeki ifade biçimine bakıldığında maddi zarar ve tazmine ilişkin olduğu düşünülmelidir. Manevi zararın da, tamamen tazmin suretiyle giderilebileceği ileri sürülebilir ise de, bir suçtan doğan manevi zararın ne boyutta olduğunu tam olarak saptamak olanaklı olamayacağı gibi, ne zaman tamamen giderilmiş sayılacağının açıklanması da olanaklı olmayabilecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

  1. Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
  2. Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşı­lığında çalıştırılmasına,
  3. Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,

karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması’na İtiraz

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.

231/5. fıkrası hükmünde sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunaıı cezanın, bir yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olması ha­linde; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği ön­görüldüğüne göre, mahkeme, hüküm kunnayı değil, kumlan hükmün açıklanmasını geri bırakacaktır. Dolayısıyla itiraza tabi olan karar, kumlan hükmün açıklanmasının geri bırakılması karandır. Hükmün açıklanmasmın geri bırakılması yönündeki bir istem reddolunması ve hükmün açıklanması durumunda açıklanan son karara karşı itiraz ka­nun yoluna gidilemeyeceği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması isteminin reddi karan da temyiz aşamasında son kararla birlikte incelenmelidir. Nitekim, 231/12. madde hükmünde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebi­leceği belirtilmiş, aksi yöndeki karara karşı itiraz yolu öngörülmemiştir.

İtiraz mercii, incelemesini dosyanın tamamı üzerinde ve maddi olayın sübutuna ilişkin olarak değil, yalnızca hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında yapabilir. Başvuru sahibi, hükmü temyiz ettiğini belirtmişse bu istem hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararına ilişkin bir itiraz olarak kabul edilemez. Başvuru sahibi, itirazının ve isteminin hükmün açıklanması­nın ertelenmesi konusuna ilişkin olduğunu açıkça belirtmiş ise istemin itiraz; iste­minde belli bir noktaya değinmemiş yalnızca temyiz ettiğini ifade etmiş ya da hük­mün esasını etkileyecek bir konuda araştırma yapılmasını istemiş ya da kararda bir başka yönden hukuka aykırılık bulunduğunu bildirmekle birlikte hükmün açıklan­masının ertelenmesi konusunda da aykırılık ileri sürmüş ise, istemin temyiz incele­mesine yönelik olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda hükmün açıklanmasının ertelenmesinin hukuka uygun ve yerinde olup olmadığına temyiz incelemesini yapmakla görevli merci, bir diğer deyişle Yargıtay karar verecektir.

İtirazı inceleyecek merci, itirazı kabul edip hükmün açıklanmasının geri bıra­kılmasına yer olmadığına karar verebilir. Bu durumda hüküm, kararı veren mahke­me tarafından açıklanır. Bu kararın temyizi olanaklıdır.

CategoryMakaleler
Write a comment:

You must be logged in to post a comment.

logo-footer

      

WhatsApp chat
Hemen Ara!