ASIL İŞVEREN-ALT İŞVERENİN TAZMİNAT SORUMLULUĞU

ASIL İŞVEREN-ALT İŞVERENİN TAZMİNAT SORUMLULUĞU

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/43264
K. 2018/5986
T. 17.5.2018

İŞÇİLERE ÖDENEN ALACAKLARIN ALT İŞVERENDEN RÜCUEN TAHSİLİ ( Müteselsilen Sorumlu Olan Borçlular Arasındaki İç İlişkide Bu Konudaki Sorumluluğun Tamamen Borçlulardan Birine Ait Olacağı Yönünde Bir Sözleşme Yapılmış İse Tarafların Serbest İradeleri İle Düzenlemiş Oldukları Sözleşme Hükümlerinin Kendilerini Bağlayacağı )

* ASIL İŞVEREN-ALT İŞVERENİN TAZMİNAT SORUMLULUĞU ( Asıl İşverenin Alt İşverenin İşçilerine Karşı O İşyeri İle İlgili Olarak İş Kanunundan Kaynaklanan Yükümlülükler Nedeniyle Müteselsilen Sorumlu Olduğu/Bu Düzenlemenin İşçi Alacağının Güvence Altına Alınması Amacıyla Yapıldığı ve Sadece İşçilere Karşı Bir Sorumluluk Olduğu – Asıl ve Alt İşveren Arasındaki İlişkide İse Borçlar Kanunu ve Sözleşme Hukuku Esas Alınacağından Uyuşmazlığın Taraflar Arasındaki Sözleşme Hükümlerine Göre Çözümleneceği )

* SÖZLEŞME İLE İŞÇİLERİN BÜTÜN HAKLARININ YÜKLENİCİYE AİT OLDUĞUNUN DÜZENLENMESİ ( İş Hukukuna Göre Müteselsilen Sorumlu Olan Borçlular Arasındaki İç İlişkide Bu Konudaki Sorumluluğun Tamamen Borçlulardan Birine Ait Olacağı Yönünde Bir Sözleşme Yapılmış İse Tarafların Serbest İradeleri İle Düzenlemiş Oldukları Sözleşme Hükümleri Kendilerini Bağlayacağı – Asıl İşverenin Sözleşme Hükümlerine Göre Miktarın Yarısını Değil Tamamını Davalıdan Rücuen Tahsilini Talep Edebileceği )

4857/m.2/6

6098/m.167

ÖZET : Dava, asıl işveren olan davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçilerin açmış olduğu davalar sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmede “yüklenici çalışanlarının doğabilecek her türlü tazminat hakları yükleniciye aittir” hükmü getirilmiş olup, sözleşmenin eki niteliğindeki Teknik Şartnamenin 6/2. maddesinde “İşten çıkarma yüklenici tarafından yapılacaktır. İşçilerin bütün hakları yükleniciye aittir” hükmü bulunmaktadır. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, davacı asıl işveren olarak miktarın yarısını değil, tamamını davalıdan rücuen tahsilini talep edebileceğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece, Sözleşmenin 6/2. maddesi gözetilerek işçilere ödenen miktarın tamamından davalının sorumlu olduğu kabul edilerek hasıl olacak sonucua göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, … Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde alt iş veren olan davalı şirket çalışanı işçilerin bağlı olduğu sendika ile davalı şirket arasında iş yerinde çalışan üyeler adına Yüksek Hakem Kurulu’nun 02.11.2011 tarihli kararı ile 01/05/2011 tarihinden geçerli olmak üzere 20 aylık toplu iş sözleşmesinin karar bağlandığını, söz konusu toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ücret zammı farkı alacağı, yakacak yadımı, bayram yardımı, ikramiye alacağı, gece zammı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve evlenme yardımının bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte ödenmesi talebiyle Sağlık Bakanlığı aleyhine 96 işçi tarafından açılan davalar sonucunda kesin olarak verilen kararlar ile hükmedilen alacakların Bakanlıkça ödendiğini, davalı ile imzalanan sözleşme uyarınca tüm sorumluluğun davalıya ait olduğunu ileri sürerek toplam 233.108,99 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı, cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 116.554,49 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-)Dava, asıl işveren olan davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçilerin açmış olduğu davalar sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.

4857 Sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.

Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.

Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.

İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu … olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin 36.1.1. maddesinde “yüklenici çalışanlarının doğabilecek her türlü tazminat hakları yükleniciye aittir” hükmü getirilmiş olup, sözleşmenin eki niteliğindeki Teknik Şartnamenin 6/2. maddesinde “İşten çıkarma yüklenici tarafından yapılacaktır. İşçilerin bütün hakları yükleniciye aittir” hükmü bulunmaktadır. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, davacı asıl işveren olarak … olduğu miktarın yarısını değil, tamamını davalıdan rücuen tahsilini talep edebileceğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece, Sözleşmenin 6/2. maddesi gözetilerek işçilere ödenen miktarın tamamından davalının sorumlu olduğu kabul edilerek hasıl olacak sonucua göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda (1) no’lu bent gereğince davalının temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 5.971,33 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

[/column]

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
error: Content is protected !!
WhatsApp chat